28 Mayıs 2022 Cumartesi

Uzun İnce Bir Yoldayım

4 sene geç kalmış bir yazı


Herkes bilir Aşık Veysel'in o meşhur dizelerini:


Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece


Ben de bilmiyordum anlamını bu dizelerin, kulağa güzel geliyor nitekim.

Ömrü boyunca yaşadığın yere ait olmadığını düşünen biri olarak çıktım yola, onlarca denemenin, yüzlerce başvurunun sonrasında leyleği hava gördüğüm anda (gerçekten) anlamıştım dileğimin gerçek olacağını. Ancak şöyle bir durum da var, "Be carefeul what you wish for, you might just get it.". Nitekim ben aldım dileğimi, ne eksik ne fazla. Neyse burası yıllar sonra anlaşılan şeyler, başka bir yazının konusu olmalı.

Hayatımda o ana kadar en çok istediğim şey oldu elbet, yurt dışında iş teklifi aldım, yurt dışında yaşamak insanın neden en çok istediği şey olur o apayrı bir tartışma konusu, onu da sonraya saklayalım, belki bir yazı çıkar. Velhasılı işler görüldü, günler geldi, ben yurt dışına gittim ve hayatımın yeni bir evresi başladı.

Heyecan uğraş derken sarhoş oldum, mutlu oldum, bir şeyler oldum, "neyse bana müsaade" (yabancı dilde) diyip evin yolunu tuttum. Bir huyum vardır benim, duygularım yükseldiğinde şarkı söylerim ben, istemli ya da istemsiz kendimi şarkı söylerken bulmuşluğum çoktur. Yol uzun, kafa çakır, pergeller açıkken rota bu türküye kaydı,


Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece


E tabii sarhoş olmanın etkisi de var, senin sesin sana adeta bir İzzet Altunmeşe, bir Adnan Şenses, bir Fedon, efendime söyleyeyim güzel işte. Sen hiçkimseyi umursamadan yollarda yürüyüp şarkı söyledin mi? Yapmadıysan ölmeden önce yapmalısın çünkü, "Umursamamak özgürleştirir, kendini bile."

İşte ben bu satırları Berlin caddelerinde söylerken şunu fark ettim, Er kişi bunu söylerken gerçekten bilmiyor ne halde olduğunu! Kelimelere dökmek zor ama bir daha oku:


Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece


Uzun ince bir yoldasın, yürüyorsun, yer yok, yön yok, sadece yol var, nereye gidiyor, nereye varacak, sonu nerede, iyi mi, kötü mü, bilmiyorsun! Valla bilmiyorsun bak, umrunda mı, önemli mi, gerekli mi, bilmiyorsun! O an anladım ki bunu hakkıyla söyleyen insan gerecekten bilmiyor! Ne halde olduğunu bilmeden hafif bir sarhoşlukla hayatın yolu üzerinde yürümenin hissi kime nail olmuştur bilinmez ama o hissin gölgesi o anda bana nail oldu diyebilirim (kibir içerir).

Nitekim, ben bu aydınlanıştan sonra bir arayışa geçtim. Bulabildiğim bütün "Uzun İnce Bir Yoldayım" yorumlarını çeşitli sanatçılardan dinledim, ancak maalesef gerçekten gittiği yolu "bilmeyen" birisine rastlayamadım (Aşık Veysel dahil, kusura bakma üstat hisler özeldir sana saygım sonsuz). Henüz birinciyi bulamadım ama ikinci sıra Barış Manço'ya gelsin: 


4 sene geçti, yıllar geçti, yollar geçti, ben geçtim ama bu şarkının bende bıraktığı his geçmedi. Hiçbir zaman ne tam olarak yolumu kaybedebildim, ne de amacımı tam olarak bulabildim. Bunca zamanda benim için değişmeyen tek şey, o dizelerin damağımda bıraktığı tat oldu. Biraz gördüm, biraz anladım ama, ne anladım, ne de anlatabildim. Korkutucu olsa bile, garip bir şekilde hayat yolunda o kadar kaybolup bu dizelerin hakkını vermek isterdim. Bu da böyle bir anımdır.

29.05.2022

24 Ağustos 2012 Cuma

Gaussian Distribution and Rain

I have a thing for Gaussian distribution since I have learned it. It makes perfect sense to me in almost any incident of life.

Rain can be considered as a uniform distribution in everyday environment. But it should be considered as a finite Gaussian distribution on cloud-scale. From that point we can conclude that Gaussian distribution can be considered as a uniform distribution on very small intervals.
So, by considering frequency differences of outputs, could we think pseudo-uniform distributions as a small part of a Gaussian distribution?

Harmony

Bilgisayarimin kuytu bir kosesinde denk geldim. Cok sevdigim bir hocamin 3 sene once moralimi duzeltmek icin yolladigi bir mesaja cevap olarak yazmistim bunlari.

Life cannot be fair, but it has a balance. From living moments of happiness to swarming clouds of sadness every step in our life has an equal and opposite conjugate. It is somewhat sad to think that everything will have a darker pair but seeing that balance, is priceless.

Maybe I will not have a fair world, but i already have a perfect one with all the unfairness inside it.

Thanks for anything to make me smile, think, resolve and clarify. Sometimes it is not all good we need, just a bunch of words to see around more clear.

Sokak Kopekleri

Bundan yaklasik 1.5 ay once en yakin arkadasimla marmaristen donmek uzere servisi beklerken saat sabah 5 sulariydi. Sacmasapan, yazlik bir yorede geleneksel turk eglenme bicimi ile (gecekluplerinden kiz kaldirma cabasi) dolu 5 gun gecirmis, tabii ki husrana ugramis bir sekilde geri donuyorduk. Simdi diyeceksiniz "E peki neden gittin?" Insan 8 yillik 2 tane arkadasi ile muhtemelen son kez bir arada tatil gecirme imkani buluyorsa, katlanir. Katlandim, fena da gecmedi.

Bir banka oturmus, yarim saat sonra gelecek servisi bekliyorduk. Yanimizdan bir sokak kopegi gecerken elimdeki bitmis su sisesini atmak icin ayaga kalktigimda kopek korku dolu bir sekilde geriye sicradi ve kacmadan yarim saniye once bana baktiginda gozlerindeki korkuyu gordum. Su sisesini atip geri dondugumde agzimdan dokuldu sozler:
-Sokak kopekleri bize cok benzer aslinda
-Nasil yani?
-Kopekler konusur, ama kendini anlatamaz, ya da biz anlamayiz. Havladiginda susturmak icin bagiririz, ya da anlamsiz bir sekilde korkariz, hic dinlemeden. Nasil anlayabiliriz ki? Bilmedigimiz bir dilde konusuyorlar. Sokak kopeklerine dikkat et, hep suskun gezerler, konusmalari yasaktir, sikayet etmeleri de. Kimsenin seni anlamadigi ve kendini anlatmanin yasak oldugu bir yerde yasamak zorunda oldugunu dusun, ne yaparsin? Sessizce dolasmaktan, basini kollarinin arasina alip oturmaktan baska ne kalir sana? Suskun gozlerle izlersin etrafinda olup biteni, icinden gecenlerden senin bile haberin olmayana dek. Sesin gibi kendin de sessizlesir, siliklesirsin. Orada olmanla olmaman arasindaki fark tanimlar seni: Hic.
Ta ki bir yolun kosesinde cansiz bedenin bulunana dek, etrafi kirletiyorsundur.

18 Nisan 2010 Pazar

Merhaba

Merhaba blog dünyası. Her zamanki gibi karanlık ve yalnız bir akşamdan farklı olarak bu sefer yalnızlığımı başkalarıyla da paylaşma kararı aldım.
Ben cosinus, 22 yaşında bilgisayar mühendisliği okuyan bir öğrenciyim. Hayatımın çok büyük bir kısmını(6 yıl) üniversitede geçirdim ve bu gidişle de birkaç yıl daha geçirmeye devam edeceğim.
Son 5 yılın aksine, bu sene ders çalışmaya başladığım için hayatımın en zor yıllarından birini geçiriyorum. Ders çalışma isteğim ve dikkatimi dağıtan milyonlarca şey arasında sürekli tercihler yapmam gerekiyor ve hala yeteri kadar başarılı değilim. Önümüzdeki günler daha da zorlu olacak gibi gözüküyor.
Son 3 aydır üstümde saçma bir üzüntü var, durduk yere bunalıma girip üzgün üzgün geziyorum. Eskiden kötü havalara bağlıyordum ama havalar da düzeldi. Sanırım sorun bende ama henüz nasıl düzelteceğimi bilmiyorum.
İlk yazımda teknik detaylara girmek istemedim çünkü haddinden fazla mühendis! bir insanım, zamanla yeteri kadar sıkacağımı düşünüyorum.

Bitirirken: Carter Burwell: In Bruges - Prologue çalıyordu.